Sürekli bir şeylere yetişmeye çalışmak, herkese iyi gelmeye, yetmeye, eksik bırakmamaya çalışmak bir süre sonra insanı kendinden uzaklaştırabilir. Gün içinde başkalarının ihtiyaçlarını düşünmekten kendi duygularınıza, bedeninize ya da sınırlarınıza kulak veremez hale gelebilirsiniz.

Bu durum, sadece zaman yönetimiyle ilgili bir mesele değildir. Psikodinamik açıdan bakıldığında, bu çaba çoğu zaman daha derin bir ihtiyaçtan kaynaklanır: “Gerekli olma”, “sevilme”, “değerli hissetme” gibi duygular çocuklukta belirli koşullara bağlanmış olabilir. Belki sadece başkalarına iyi geldiğinizde önemsendiğinizi hissetmişsinizdir. Bu nedenle, “yetişmek” zamanla sadece bir sorumluluk değil, bir varoluş biçimi haline gelebilir.
Ancak sürekli başkaları için var olmak, kendinizle bağ kurmayı zorlaştırır. Ne hissettiğinizi, neye ihtiyacınız olduğunu, hatta gerçekten ne istediğinizi bile fark edemeyebilirsiniz. Terapi sürecinde bu döngüye neyin neden olduğunu keşfetmek ve kendi sınırlarınızı fark etmek mümkün olur. Bu sayede sadece başkalarına değil, kendinize de yer açabilirsiniz.
Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
– Birilerine yetemediğimde aslında ne oluyor? Ne hissediyorum?
– Bu çaba, bana tanıdık gelen hangi eski duygunun devamı gibi?

Leave a Reply